Güzelliklerle örtülü bir dünyanın gizemli adıdır Simerenya. Kahreden ihanetlerin, semtine uğramadığı ; baykuşların gül dalına konmadığı hayaller ülkesi …Gaye ülke Simerenya…
Peyami Safa, “Yalnızız” romanında bu gizemli dünyayı , huzur ülkesini anlatır roman kahramanlarının hayat satırları arasında.
Kötülük Ölümün koynuna atılmıştır, ihanetler darağacına çekilmiştir , Simerenya diyarında. Ağacın yeşilinde, gülün kırmızısında, göğün mavisinde sevdaya adanmışlık vardır. Huzur damıtılır yüreklere. Lokman Hekim’in ölümsüzlük iksiri,sevdaya adanmış ruhlara içirilmiştir.
Her gönlünde elbette bir Simerenya yanı vardır. Keşfedilmeyi bekleyen ne güzellikler vardır ruh iklimlerinde. Dudaklardan dökülen şarkıların güftesi, vefanın rengine boyalı; bestesi kalbin titreşimleriyle süslü….
Dağların yamaçlarından aşağı doğru yuvarlanan bir kartopunun çığ haline dönüşmesi gibi , gözyaşı ile beslenen duygular vardır aktıkça çoğalan, çoğaldıkça arındıran.
Cennette kötülük duyguları yoktur.
Ve Simerenya, insanın vicdanla desteklenmiş cennet yanıdır. Günahın çağrısına kapalıdır kulaklar orada. Kaldırımlar, günahkâr yalnızlıklarını beslemez bu ruh ikliminde.
“Ceylanların ürkmediği bulvarlar düşünüyorum.” diyenler, rüzgarların bile musiki terennümleriyle estiğine şahit olurlar. İnsan realitesinin sert duyarlılığına çarpan bulanık bakışlar, Simerenya’ da ölüm soluyan ve ölümle dost olan yüreklerde erir mum edasıyla.
“Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm?”
mısraları, her dem dökülür nasibi Kevser olan dudaklardan.
İnsan realitesinin sert duyarlılığına çarpan bulanık bakışlarımız, Simerenya’ da berraklığa kavuşur. Yüreğimizde saklıdır şifresi. Şifreyi çözemiyorsak ağlayacağız. Gözyaşı ile çözülmüyorsa şifreler, hıçkırıklarla parça parça olmuyorsa pas tutmuş kilitler, ağlamak bir kader olur artık.
Ölmeden önce ölümü ruh iklimine misafir edenler , cennet diyarının şifresini çözenlerdir. Cennet diyar Simerenya’ nın şifresini çözemeyenler de teselli ırmaklarından vuslata dair akan şırıltıları duyamayacaklardır.
Manası anlaşılmamış bir dünyanın eşiğinde ölümün kucağına terk edilen bebekler, asırlar öncesinin cehaletini sırtlanmış sırtlan ruhlu insanlardır.
Sevgiye muhtaç gönüller, aydınlık bir gelecekten nasibi olmayanların merhametsizliğinde kırılmışlığın hüznünü yudumluyor.
Yüreğinde bir Simerenya yanı olanlar, aşkı yarına kalacak olan sevda kahramanı yiğitlerdir.
Kelimelerle değil kalplerle konuşabilseydik, göğüslerde bir gül gibi taşınıp koklanan bebekler ağlamayacaktı. Terk edilmişliğin hüznünü yaşamayacaktı genç aşıklar.Aşk, kefenlenip gömülmeyecekti vefasızlığın koynuna.
Ey Dost, yüreğini ebedi bir aşka adayan sevgili!
“Kendi dışınla oyalanacağına kendi içine dön!” Bırak gökyüzünün rengini, kendi gönül semalarında mavinin en has güzelliği var. Yönel yüreğine yönelebildiğin kadar.Yüreğinde sevdalar var, sevdaya sözü geçen sevgili var.Uzat elini yüreğine ve yüreğime…
“Ver elini gidiyorum bir elim sende , ver elini gidiyorum yüreğim sende.” diyen şairler gibi bende uzatmak isterim elimi, yüreğini yüreğime bırakan dosta.
Dostların sevda kokanı, vefa açanı, yüreğinde bir Simerenya diyarı olandır.
Sizde keşfedin Simerenya yanınızı. Yalnızlığınızı , kaldırımların günahkar ıssızlığını, küskün ırmaklar gibi akışınızı Simerenya sahillerinde yıkayın.
Bir Leyla Düşlemesi
Benzer Yazılar:
kardesım tesekkurler yazı için,,insan bırını kendi mutluluğu için sever,yanında olur,karsısındakı ınsanı mutlu etmek için değil ama simerenya’da bencillik olmadıgı için karsı tarafata mutludur,nankörlük,yalan yoktur,
Gayet güzel olmuş… Yanlızızı okuyorum bu ara, dikkatimi çekti.
yazı gerçekten çok güzel, simerenya ancak böyle anlatılabilirdi. yalnızlıktan korkmak yoktur simerenyada. içindeki simerenyayı keşfettiğinde korku yoktur zaten. korkusuz günlere yelken açmaya…